Sayı 30

Çiçeğin Rengini Veren Sanatçı

Bir sonbahar sabahıydı. Günlerden cumartesiydi. Umut o gün çok mutluydu çünkü onun doğum günüydü. Umut dokuz yaşında, uslu ve zeki bir çocuktu. Dördüncü sınıfa gidiyordu. Derslerine çok önem verirdi. Hava çok yağmurluydu. Rüzgâr, ağaçların hafif turunculaşmış yapraklarını savuruyordu.

Umut ve ailesi doğum gününü evde anneannesi ve dedesiyle küçük bir partiyle kutlayacaklardı. Dedesi ve nenesi de sonunda gelmişti. Sofra kurulmuş, yemekler yenmişti. Son olarak çay demlenmiş ve pasta da kesilmişti. Pasta yaban mersinliydi. Rengi koyu maviydi. Umut mumu üflemişti. Pastayı yediler, çayı içtiler ve hediyeler verildi. Umut hediyeleri çok beğenmişti. Fakat Umut’un aklına bir şey takılmıştı. Pastaya mavi rengini veren bir kişi vardı. O kişi pasta şefiydi. Pasta şefi pastanın rengini ve şeklini o kadar güzel yapıyordu ki… Pasta şefi pastayı yapıyordu. Peki bu mükemmel çiçeklerin rengini kim veriyordu? Ya da yağmur damlasının şeklini kim veriyordu? Ağaçların mevsimden mevsime renk değiştirmesi de çok güzel bir sanattı. Bu güzel sanatı her şeyde ve her yerde gösteren kişi kimdi? En iyisinin dedesine sormak olduğunu düşündü. Umut dedesinin yanına gidip sordu:

— Dedeciğim, sana bir şey sorabilir miyim?

Dedesi nazikçe cevap verdi:

— Tabii oğlum, sorabilirsin.

— Hani pastanın rengini yapan bir sanatçı var ya. İşte bu çiçeklerin güzelliğini, yağmur damlasının şeklini, dağların heybetini veya güneşin aydınlığını her yerde gösteren sanatçı kim?

Dedesi gülümseyerek şöyle dedi:

— Sevgili torunum, bu sanatı yapan kişiyi merak etmen o kadar güzel ki! Her yerde bu sanatı görüyoruz. Örneğin; bir meyvenin rengini, şeklini, kabuğunu veya tadını veren Allah’tır. Hatta senin merak ettiğin konuyu anlatan bir esma, yani Allah’ın bir ismi vardır. İşte bu esma ‘Ez-Zâhir’dir. Ez-Zâhir’in anlamı ‘varlığı âşikâr olan, cemâlini her şeyin yüzünde görünür kılan’ demektir. Allah Zâhir’dir, yani görünendir. Varlığında hiçbir şüphe yoktur çünkü varlığı her şeyden daha açıktır. Kâinattaki her şey Allah’ın varlığının, birliğinin, tek yaratıcı olduğunun delilidir. Allah, varlığının bilinmesini istediği için yarattığı her şeyde görünür. Canlıların tefekküründe, annelerin merhametinde apaçık görülür. Hatta Kur’an’da ‘Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki, yanlarından geçerler de dönüp bakmazlar bile.’ buyurulmuştur.

— Şimdi anladım dedeciğim. Peki biliyorsun ki ben her bulduğum fırsatta dua ederim. Bu esmayla ilgili bir dua söyler misin?

— Hemen söylüyorum. İyi dinle:

‘Ey varlığı apaçık ortada olan Rabbim! Kışı, baharı doğaya nakış nakış işleyen sensin. Doğanın güzelliğine varlığının işaretini koyan sensin. Delillerin her yerde, sen her yerdesin. Sen görünensin, sen bilinensin. Görmez gözlerden sana sığındık. Duymaz kulaklardan sana sığındık. Hissetmez kalplerden sana sığındık. Âmin.’

— Teşekkür ederim dedeciğim, çok iyi anladım. Bu duayı hep okuyacağım.

— Rica ederim torunum. Umarım sana iyi anlatabilmişimdir.

Umut yeni bir şey daha öğrendiği için çok mutlu olmuştu. Artık her şeye daha dikkatli bakacaktı.

Yazar: Zeynep Ravza Devecioğlu

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün