Sayı 31

MESNEVÎ’DEKİ HİKÂYELERİN MASAL FORMU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Doğu anlatı geleneğinde hikâye yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda bilgi, hikmet ve irfan taşıyıcısıdır. Nesiller arası bir kültür köprüsü olarak düşünülür ve toplumsal değerlerin, insani aktarımların ve canlı, yaşanmış veya yaşanan olayların unutulmaması için kullanılan güçlü bir araçtır. 

 Bu gelenek içerisinde Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Mesnevisi, anlatının en güçlü örneklerinden biri olarak karşımıza çıkar. XIII. yüzyılda Mevlânâ Celaleddin Rumi tarafından kaleme alınan bu eser, insanın iç dünyasını, ahlaki terbiyesini ve ilahî hakikate ulaşma çabasını sembolik öi etkili hikâyeler üzerinden işler.

Masal ise halk anlatı geleneğinin en köklü türlerinden biridir. Olağanüstü olaylar, sembolik kahramanlar, zaman ve mekân belirsizliği, ders verici yapı ve sözlü aktarım geleneği masalın temel özellikleri arasında yer alır. Bu bağlamda Mesnevîyi incelediğimiz zaman içinde  yer alan birçok hikaye yalnızca kıssa ya da temsil değil, aynı zamanda masal formuna yakın bir yapı taşıdığı görülmektedir.

Bu makalemizde Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Mesnevî’sindeki hikâyelerin masal formu açısından değerlendirilmesini yapmaya çalışacağız. 

Masal Kavramı ve Temel Özellikleri

Öncelikle Masal kavramanının temel bazı özelliklerini hatırlatmakla başlayalım. 

Bilindiği gibi masallar; olağanüstü olayların, sembolik kahramanların ve evrensel ahlaki temaların yer aldığı, en etkili ve güçlü anonim halk anlatılarıdır. Genellikle:

  • Belirsiz zaman ve mekânda geçer 
  • Kahramanların kendilerine has karakteristik özellikleri vardır
  • Masalın bütünü içinde olağanüstü olaylar yer alır.  
  • Mutlaka iyi ile kötünün, güzelle çirkinin çatışması bulunur
  • Masalın sonunda mutlaka ahlaki bir çıkarım verilir, anlatılır ve buraya dayanır. 
  • Genel itibariyle hemen tüm masallar eğitici ve öğretici bir işlev üstlenir 

Bize bu özellikleri sadece halk masallarında görmüyoruz. Klasik tasavvuf metinlerinde de bu özelliklerin bir çoğuna hatta tamamına rastlıyoruz. 

Mesnevî’de Hikâye Anlatma Geleneği

Mesnevî, yaklaşık 25.000 beyitten oluşan büyük bir irfan hazinesidir. Eserin merkezinde anlatı vardır. Mevlânâ Celaleddin Rumi, doğrudan nasihat etmek yerine bir hikaye kurgular. Bu hikaye ama yaşadığı dönemde toplumun içinde var olan bir sıkıntıdan yola çıkılarak tüm zamanlara yayılan bir özellikle kaleme alınmış olur ya da o dönemde gerçekten yaşanmış olan bir hadisenin tüm topluma ya da insanlığa evrensel bir mesaj taşıma niteliğine dönüştürülerek anlatılan bir forma dönüştürülür.  Hazret kurguladığı bu hikayede,  hayvanları konuşturur, hükümdarları sınava sokar, âşıkları yollara düşürür, dervişleri hakikatin peşinden yürütür.

Bu yöntem, klasik masal anlatıcılığıyla büyük benzerlik gösterir. Çünkü masalda da hakikat doğrudan değil, temsil yoluyla verilir. Kahramanın yolculuğu esnasında, belirlenmiş kahramanın yaşadığı olaylar, karşılaştığı insanlar veya olağanüstü hadiseler üzerinden evrensel bir mesaj yüklenilmesine hazırlık yapılmaktadır aslında. 

Mesnevî’deki hikâyelerin genel özelliklerine baktığımızda şaşırtıcı bir güzellik karşımıza çıkar. 

  • Mesnevi hikayeleri, iç içe geçmiş ve birbirini takip eden, en sonunda da anlatılmak ya da verilmek istenen kıssaya bağlanan anlatılar içerir 
  • Mesnevi hakiyelerinde sembolik anlamlar hep ön plandadır ve bu sembolik anlam bütünlüğü üzerinden hikaye kurgulanması yapılmıştır. 
  • Mesnevi hikayelerindeki tüm kahramanların özellikleri tıpkı masal kahramanlarında olduğu gibi arketipsel özellikler taşır. 
  • Mesnevi hikayelerindeki anlatı boyunca yaşanan tüm olaylar aslında hikayenin baş kahramanının ya da anlatılan toplumun tüm fertlerinin içsel yolculuğunu temsil eder. 

Şu ana kadar aktardığımız bu birkaç özellik bile masal formunun ana çatısını oluturan özelliklerle örtüşmekte adeta birbirini tamamlamaktadır.

 Masal Formuna Benzeyen Mesnevî Hikâyeleri

Burada Mevlana Celaleddin Rumi tarafından yazılmış olan Mesnevi içinde bulunan hikayelerden birkaç örnek vereceğiz. Bu hikayelerin tamamına dikkat ederseniz tüm özellikleri ile tıpkı bir masal anlatısı gibi karşımızda durmakta, öz olarak hikaye masal formunda olduğunu gösteren özellikler taşımaktadır. 

a) Aslan ile Hayvanlar Hikâyesi

Bu hikaye aslında bir Fabl türü ile karşımıza çıkmaktadır. Çünkü buradaki kahramanların tamamı hayvanlardır ve bu hayvanlar konuşmaktadırlar. İşte dönemin anlatı türlerinden birisi olan Fabl türü Mesnevide çok ustaca kurgulanan bu ve bunun gibi hikayelerde ortaya çıkmaktadır. Hikayenin genelinde,  hayvanlar konuşur, plan yapar ve ahlaki bir mücadele yürütürler. Hayvanların insan karakterlerini temsil etmesi klasik masal geleneğinin temel özelliklerinden biridir.

Tilki kurnazlığı, aslan gücü, tavşan aklı temsil eder. Bu anlatı doğrudan fabl ve masal formuna yaklaşır.

b) Papağan ile Tüccar Hikâyesi

Bu hikâye hem sembolik hem de olağanüstü bir yapıya sahiptir. Papağanın konuşması, haber taşıması ve hakikati sembolize etmesi masal formunun güçlü örneklerindendir.

Burada kuş yalnızca bir hayvan değil; aynı zamanda ruhun sembolüdür.

c) Çinli ve Rum Ressamlar Hikâyesi

Bu hikâye doğrudan sembolik masal niteliğindedir. Yarışma, aynalanma, görünmeyen hakikat ve iç arınma temaları masalın alegorik yapısını destekler.

Buradaki ressamlar sıradan kişiler değil, insanın iç dünyasının temsilcileridir.

Masal ile Tasavvuf Arasındaki Ortak Zemin

Masal ile tasavvuf arasında derin bir ilişki vardır. Her ikisi de görünenden görünmeyene ulaşmayı amaçlar.

Masalda padişah bazen yaratıcıyı, yolculuk insanın hayat serüvenini, dev ise nefsi temsil eder. Tasavvufta da aynı sembolik dil kullanılır.

Mesnevî’deki hikâyeler bu nedenle yalnızca okunmaz; çözülür, yorumlanır ve yaşanır.

Masalın “görünen hikâye”si ile tasavvufun “gizli anlam”ı burada birleşir.

Sonuç olarak; 

Mesnevi’de yer alan hikâyeler yalnızca ahlaki öğütler veren kısa anlatılar değildir; aynı zamanda masal formunun güçlü özelliklerini taşıyan sembolik yapılardır. Olağanüstülük, tip kahramanlar, ahlaki sonuç, temsil dili ve eğitici yapı bu anlatıları klasik masal geleneğine yaklaştırmaktadır.

Ancak Mesnevî masaldan bir adım daha ileri gider; yalnızca toplumsal ahlakı değil, insanın varoluşsal yolculuğunu anlatır. Bu nedenle Mesnevî hikâyeleri hem masal hem de irfan metinleri olarak olarak değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak denilebilir ki, Mevlânâ hakikati öğretirken masalın kadim dilini kullanmış; masalı başarılı ve bir anlatıcı olarak hikmetin taşıyıcısı hâline getirmiştir.

Ruhu şad olsun, hatırası yad olsun efendim. 

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün